Paradigma değişimi ve dünyanın tek rezerv para birimi altın

Piyasalar, genel olarak Trump’ın ikinci dönem tarifelerini fiyatlıyor; arkasındaki temel makro teoriyse enflasyonun artış, büyümenin ise düşüş eğiliminde olması. Altının onsunun ise bu varsayım altında enflasyon ve bolca belirsizliği fiyatladığı söylenebilirdi ve bu kesinlikle uzmanların başlangıçta tahmin ettiği üzere çok daha yavaş bir seyirde ilerlerdi. Ancak tam olarak öyle olmadı ve hükümetin kurulduğu 20 ocaktan bu yana altın yüzde 7 düzeyinde artış kaydederek, tüm zamanların rekoruna ulaştı.

Aşağıdaki grafik incelendiğinde her bir tarife adımının, ons altının değerinde yeni bir yükselişi beraberinde getirdiği yani tarifelerle korelasyonunun arttığını göstermektedir.

Yeni rekorların gelişi paradigma değişiminin beklenenden hızlı bir şekilde gerçekleşmeye başladığının kanıtıdır. Ayrıca bu değişimi başlatan sadece Trump’ın tarifeleri değil, küresel ticarette uzunca bir süredir devam eden fragmantasyonlar ve dönüşüm sonucunda ortaya çıkan teknoloji oligarklarıdır.

Bu görüşümü desteklemek için önce küresel ticaretteki bloklaşmaları gözden geçirmek, ikinci bir adım olaraksa güncel gelişmelerin neden sonuç ilişkisine odaklanmak gerekecek:

Küreselleşmeden çıkışlar ve jeopolitik bir tedarik zincirinin inşası

Ticaret kümelenmeleri ya da blokların coğrafi yakınlıktan ziyade jeopolitik saiklerle oluştuğu ve dünyada bu temelde fragmante olmuş üç blok bulunduğunu söyleyebiliriz.

2017-2024 yılları arasında gerek Trump’ın ilk başkanlık döneminde Çin’e uygulanan tarifeler ve Avrupa’nın ulusal güvenlik retoriğiyle Biden döneminde bu tarifeleri içselleştirmesi, diğer taraftan 2022 yılında patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı ile siyasi bağlantısız ülkeler arasındaki ticaretin önemli ölçüde düşüşü ve diğer taraftan ticaret blokları tarafında artışına şahit olduk.

Unutmamak gerekir ki Çin ürünlerine karşı ulusal güvenlik tehditi retoriğinin gelişiminin arka planında teknolojik dönüşüm ve yapay zeka başı çekerken, Rusya yaptırımlarının arka planında da ABD’nin net fosil enerji ihracatçısı oluşu ve Avrupa ile dünyanın önemli bölümüne kaya gazı (LNG hammaddesi) satışı vardı. Buradan çıkarılacak sonuç aslında yeni tip bir merkantilizmin tedarik zinciri inşasıdır. Diğer taraftan tekno oligarkların ya da teknoloji tekellerinin hakimiyeti ve bunların üretimi için gerekli olan hammadde ve süreç, küreselleşmeden çıkış ve milli üretime geçişin yolunu açmıştır denilebilir.

Güncel gelişmelerin ekopolitiği

Trump’ın MAGA (Önce Amerika)’sı yeni bir siyasi akım başlatarak, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa ettiği küresel kurumlarla arasına mesafe koymasını beraberinde getirmiştir.

Ve fakat bir paradigma değişiminden söz ediyorsak; bunun en bariz yansıması; Münih Güvenlik Konseyi toplantısı esnasında ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in konuşmasından anlaşılabilir.

JD Vance, toplantıda “Avrupa’ya karşı en çok endişe duyduğum tehdit Rusya değil, Çin değil, başka herhangi bir dış aktör değil. Endişelendiğim şey içeriden gelen bir tehdit: Avrupa’nın en temel değerlerinden, Amerika Birleşik Devletleri ile paylaştığı değerlerden uzaklaşması,” ifadelerini kullandı. Esasında konferansta beklenen açıklama ABD’nin Rusya ile yapacağı barış görüşmesinin ayrıntıları ve hiç kuşkusuz Avrupa’nın sürece katkısı idi. Ancak gerçekte söylenen Almanya seçimlerinde aşırı sağ parti olan AFD’nin yolunun açılması yani tıpkı Elon Musk gibi ama bu defa başkan yardımcısından gelen bir angajmandı. Dolayısıyla bağlamından kopan sadece konu değil, aynı zamanda ABD-Avrupa müttefik ilişkisi oldu.

Peki bir devlet, başka bir devletin iç siyasetine neden müdahil olur?

Aynı görüşte olsam da olmasam da öteden beri yabancı bir ülkenin kendi ülkem siyaseti hakkında yorumda bulunmasına içerlerim. Zira o “yabancı” ülke, desteğini benim daha iyi koşullarda ve özgürce hatta barış içinde yaşamam için değil, daha ziyade kendi çıkarlarına hizmet ettiği için verir.

Mutlaka Musk’ın ya da ABD hükümetinin Almanya’da AFD partisini desteklemesinin arkasında da kendi ülke çıkarları var: Örneğin ABD’nin teknoloji tekellerinin rahatını bozan Avrupa’nın sıkı regülasyonları veyahut değerli madenler için farklı bir ülkeye göz dikmenin yasal handikaplarını elimine etmek gibi….

İster orman kanunu ister tekno feodalizm isterseniz de yeni merkantilizm olarak adlandırınız, sonuçta bu yeni paradigma, diğer ülke paraları üzerinde kırılganlık oluşması riskine karşılık dünyanın tek rezerv parası altını gündemde tutmaya devam edecektir. Diğer taraftan metalde Rusya Ukrayna arasında barışın sağlanması ve tarifelerden atılacak her geri adımın aşağı yönlü baskı oluşturması beklenirken, paradigma değişimine yönelik bariz gelişmeler, merkez bankalarının daha önceki yüksek alımlarını daha da güçlendirme olasılığını arttırmaktadır. Özetle önümüzdeki günlerde güçlü ancak volatil bir altın piyasası gözlemleyebiliriz.

Nazlı Sarp

Google Play'den ücretsiz indirin
SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN

@ParaBorsaNet'i Twitter'da Takip Et!

ÖNEMLİ HABERLER VE GÜNCEL PİYASA YORUMLARINI KAÇIRMAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK HEMEN TWITTER'DA BİZİ TAKİP EDİN!